|
||
puslu bi zamandı
hava ayrılıklara dair fırtınalıylı gidiyorum demiştin gidiyorum ne kolay soylemiştin sevdamı hiçe sayarak seviyorum diyişlerini unutarak gidiyorum demiştin yürek pare pare kanıyordu ellerim titriyordu düğümleniyordu kelimeler gözlerim buğulu bi camdan bakıyordu sanki sana ister sil ister seviyorum yaz yüreğimin buğusuna kal yanımda diyemedim sen söylemiştin bi kere gidiyorum demiştin sevdamı ayaklarının altına almıştın sevda sokağı çıkmazlardadır artık sana bakan gözlerim seven yüreğim dokunan ellerim ayrı ayrı aynı zamanda ağlıyor hepsi sana bakıyor ama sen gidiyorsun git durma gitme demiyorum sana yüreğimi söküp aldın apansız kal demiyorum sana canıma bedeldi bu söz git kalma sabaha gözlerime bakmıştın uzun uzun ağlamaklıydı sesin seni seviyorum dedin son kezmiş saclarıma dokundun arkanı donup gittin ve dönüp bakmadın ne zamandı bu kaç zaman gecmişti üzerinden avuçlarım da bin kehpenin duası ellerimde kadın kokuları bedenimde yosma elleri bıraktığın benden yaralı zamanlar ve sana nefretim kaldı.. yüreğimde yerin nefterim kadar avuçlarımda ihanet benliğimde nefret sana ne güzel hatıralar ne temiz bi ben kalmadı anlatacak ama uzaklık azar azar uzadı ve giderken sendin ardına bakmayan bendim yıkık viran bedbaht kalan şimdi yılların ardından nasılsın diyorsun gördüğün gibiyim sade ve sadece bir ölü iyi bak bu senin ölün... |
||